Sıradaki içerik:

Estetik sorunlarında hangi hukuki yollara başvurulabilir

e
sv

‘Süper yaşlılık’ yaşamak mümkün

avatar

AYG

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son zamanlarda ortaya çıkan “süper yaşlılık” kavramıyla ilgili değerlendirmelerini paylaştı.

Yaşlanmak, yaşam tarzıyla ilgii

Prof. Dr. Tarhan, yaşlılık psikolojisi kavramının yanlış kullanıldığını ve doğrusunun yaşlanma psikolojisi olduğunu belirterek, yaşlanma kelimesi yerine de yaş alma denilmesinin doğru olacağını söyledi. Tarhan, “Bunlar yaşlılığa doğru anlam yüklemek açısından çok önemli yaklaşımlar. Çünkü çocuk doğar doğmaz yaşlanmaya başlıyor. Hücrelerin üzerinde kaç defa bölüneceğini, çoğalacağını gösteren telomerler var ve onlar azalmaya başlıyor. DNA ile ilgili genetik bir boyut var burada. Vücutta onun için planlanmış hücre ölümleri vardır. Yaşlanma öyle bir şey ki vücudumuzda 150 trilyon hücre var, her bir hücre bir buçuk voltluk elektrik üretiyor. Ve 150 trilyon hücrenin sadece 150 milyarı sadece beyinde. Ağırlığı yüzde iki olduğu halde beyin vücuda giren oksijen ve glikozun yüzde 25’ini kullanıyor” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Tarhan, yaşlılıkta beyinle ilgili yeteneklerin ön plana çıktığını söyledi. Fiziksel hastalıkların daha iyi tedavi edildiğini, ortalama ömrün uzadığını ve ortalama yaşam süresinin 45’lerden 75’lere, 80’lere çıktığını belirten Tarhan, “Müthiş bir gelişme var. Fiziksel sağlığımız iyi, birçok hastalığı daha kolay tedavi ediyoruz ama ruh sağlığında modernizm sınıfta kaldı, çözüm üretemiyor. İleri yaştaki kişilerde çok fazla Alzheimer artışı oldu. Alzheimer hakkında çok fazla araştırma yapılıyor. Alzheimer ile ilgili çeşitlendirilmiş genler var ama bu genlerin rolü yüzde 30-40 civarında. Yaşlanmanın yüzde 65’i yaşam tarzıyla ilgilidir” dedi.

Süper yaşlılık

Yaşlanmanın genetikte epigenetik olarak bilindiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Genetiğin kuantumudur epigenetik. Bu da insanın beynini kullanmasıyla çok yakından ilgilidir. Beynini doğru kullanan kişilerde süper yaşlılık denilen durumu ortaya çıkıyor. Süper yaşlılık kavramı şu aralar konuşuluyor. Kimler süper yaşlı? Kişi 80 yaşında fakat müthiş zeki, müthiş enerjik, müthiş bir muhakeme gücüne sahip oluyor. Böyle kişiler var. Mesela Mimar Sinan en büyük eserini 80 yaşından sonra yapmış. Bazı kişiler neden böyle oluyor diye araştırılıyor. Sağlıklı yaşlanmak için önümüze çıkan bazı kavramlar var. Her yaşın artıları, eksileri, kazanılan ve kaybedilen yetileri var. İleri yaşta daha başarılı, daha mutlu olabiliyoruz, bu da ileri yaştaki kişilerin önem verdiği yatırım yaptığı konularla ilgili.” şeklinde konuştu.

Bireyin ancak doğru yaşam felsefesi ile süper yaşlı olabileceğini ifade eden Tarhan, “Süper yaşlı olabilmesi için kişide neler olması gerekiyor? Mesela birincisi beyin dostu bir yaşam tarzı. Beslenme ile birlikte bir yaşam tarzı oluşturulması gerekiyor. Mesela emekli olunca insanlar bakıyorsunuz sanki meslekten emekli değil de hayattan emekli olmuş. Halbuki hayattan emekli olunmaz. Emekli olduğu zaman bir kimse ilgi alanını işten başka alanlara çevirir, bu yeni ilgi alanlarıyla kişi pozitif anlam yükler ve hayata yeni bakış açıları getirerek sağlıklı olmayı başarır. Fiziksel aktiviteyi devam ettirmenin beden sağlığına etkisi olduğu kadar beyin sağlığına da yararı var. Kim olursa olsun beş bin adımı atmaya çalışması gerekiyor. Vücut kaslarının kullanılmasının beyine dolaylı bir faydası var” ifadelerini kullandı.

Beynin yeni deneyimlere açık olarak daha çok çalıştırılabileceğini belirten Tarhan, “Kişi eve gidiyorsa hep aynı yoldan gitmemesi, kitap okuyorsa hep aynı türleri okumaması, hep aynı televizyon programını seyretmemesi lazım. Aktivitelerinde değişiklikler yapan, zıtları beyninde çarpıştıran kişiler daha az yaşlanıyorlar ve yeni deneyimlere açık oldukları için de beyin büyüme faktörü üretiyor. Bu faktörü ürettiği zaman beyindeki kök hücrelerden hipokampus bölgesi, kök hücrelere yeni kök hücre üretiyor. Vücudumuzda hangi yaşta olursa olsun kök hücre var ama bunun içinde kök hücreleri harekete geçirecek bir yaşam tarzı olması lazım. Uyaransız, hep aynı tarz, monoton ve sedanter yaşantı beyindeki kök hücreleri körelten bir şeydir. İbn-i Haldun’un çok önemli bir sözü vardır; ‘İnsan beyni değirmen taşına benzer. Değirmen taşı devamlı döner. Dönen değirmen taşının içerisine buğday ya da öğütülebilecek bir şey koymazsanız kendi kendini öğütmeye başlar’ diyor. Çok ilginç bir tespit. Onun için beyne yeni bilgi eklemek gerekiyor.” dedi.

Bir önceki yazımız olan Kalp sağlığınız için biber tüketin başlıklı makalemizde Biber, Meyve ve Riskini hakkında bilgiler verilmektedir.

  • Site İçi Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.